Eyvallah Neyi Kısaltması? İzmirli Gençlerin Gündelik Dilinde Bir Macera
Hadi gel, İzmirli gençlerin gözünden “eyvallah”ın anlamını keşfe çıkalım. Ama önce bir şey söyleyeyim: Bu yazıdaki ton, sabah kahvesi gibi hafif ve samimi olacak, öyle çok ciddi şeyler bekleme. Yani, “eyvallah” neyin kısaltması sorusunun cevabını bulacağız, ama kimseyi bilimsel bir monologla sıkmak yok!
Eyvallah: Anlamını Bilen Varmı?
Her şeyin başladığı yer aslında bir gün, İzmir’in çarşısında, kahve içmeye gittiğimiz bir yerde oldu. Klasik bir muhabbet açıldı. Beni tanıyanlar bilir; ben esprili, komik bir insanım (bunu söylemekte biraz cüretkar olduğumun farkındayım ama neyse). Bir şekilde konu “eyvallah”a geldi. Herkes “eyvallah” diyor, biz de. Ama bu “eyvallah” neyin kısaltması? Kime sorsam, ya “ne demek?” diyor, ya da “ben de sana eyvallah dedim ya işte” şeklinde topu taca atıyor.
Gerçekten, neyin kısaltması bu? Bir anda beynimde binlerce soru fırlamaya başladı: Eyvallah neye gönderme yapar? Eyvallah, aslında bir şeyin kısaltması mı, yoksa tamamen argo bir kelime mi?
Aman Allah’ım, şimdi bu konuyu çözmeden rahat uyuyabileceğimi mi sanıyorsunuz? Tabii ki hayır! İşte o an karar verdim; bu konuyu araştıracağım.
Biraz Ciddiyet, Ama Sadece Biraz
Birkaç gün sonra kafama takılan bu meseleyle ilgili “eyvallah”ın aslında Arapçadan geldiğini öğrendim. Bu kelime “Allahaısmarladık” anlamına geliyormuş. Evet, evet, yanlış duymadınız! Yani aslında birisi sana “eyvallah” diyorsa, aslında “hadi, sağ salim kal” veya “Allah’a emanet ol” demek istiyor. Ama tabii yıllar içinde o kadar sadeleşmiş ve samlaşmış ki; her an her yerde “eyvallah”ı duyabiliyoruz.
Tabii, bu araştırmamı tam olarak sosyal medya grubumla paylaşınca işler biraz karıştı.
Ben: “Eyvallah aslında Arapçadan geliyormuş, ‘Allah’a emanet ol’ demekmiş.”
Barış: “Eee, yani biz şimdi dua mı ediyorduk birbirimize?”
Büşra: “O zaman bir de ‘eyvallah’ diyince ne oluyor, dua kabul mü oluyor?”
Kaan: “Sana eyvallah dedim, ama sen dua almadın. Gel, şimdi bir de namaz kılayım.”
Yani, sonuçta, bir lafın arkasında ne kadar derin bir anlam olduğunu kimse bilmiyor. Ama hepimiz şıp diye kullanıyoruz. Benim gibi düşünceli bir adam için bu çok ilginç bir durum. Yani, aslında o kadar çok şey var ki “eyvallah”ın ardında… Ama kimse bunları dert etmiyor.
Gündelik Hayatta Eyvallah
Birkaç gün sonra, bir arkadaşımın doğum günü partisine katıldım. Zaten hepimiz oradaydık. Herkes birbirine bir şeyler anlatıyordu, sohbet tam hızına gelmişti, ama işin komik kısmı şu: Herhangi biri bir şey söylediğinde “eyvallah” demek neredeyse bir reflex haline gelmişti.
Mesela:
Yasin: “Benim telefonum bozuldu, valla kafayı yiyeceğim.”
Ben: “Eyvallah, geçmiş olsun.”
Kimse bir şey demedi, ama ben içimden “acaba burada neyi kısaltmış olduk?” diye sorgulamaya başladım. Sonra Yasin de elini sallayarak “eyvallah” dedi. Evet, o an neyi kısaltığımızı kimse bilmiyordu, ama hepimiz birbirimize bu kelimeyi ne kadar kolayca kullanabiliyorduk.
Eyvallah: Eskilerden Gelen Bir Kültür Mirası mı?
Hadi, biraz nostalji yapalım. Geçenlerde İzmir’in merkezinde yürürken, yaşlı bir amca ve kadına denk geldim. Amca elinde bastonu, kadına ise kafasını eğerek bir şeyler anlatıyordu. Tam yanlarından geçerken, kadının “eyvallah” dediğini duydum. Bunu duyduğumda aklıma şu soru takıldı: Eyvallah, eskiden gerçekten “elveda” demek için mi kullanılıyordu?
Çünkü, gerçekten de çoğu kişi gençken “eyvallah”ı elveda anlamında kullanıyordu. Ama zamanla, bu kelime gündelik yaşamın tam ortasında hayat bulmuş. Artık biz gençler, kimseye bir şey borçlu hissetmeden, sanki bir arkadaşımıza “Allah’a emanet ol” diyoruz.
Sosyal medyada, birisine teşekkür etmek veya birine küçük bir iyilik yapmak için de sıkça kullanılır oldu. Bir de tabii, arada dalga geçerken… Mesela, biri sana “eyvallah” dedikten sonra, hemen cevaben “eyvallah’lar sana” diyoruz. Sanki kelimenin üzerine iki tane daha eklememiz gerekmiş gibi.
Eyvallah: Çoğu Zaman Ağız Alışkanlığı
Yine arkadaş ortamına dönersek, “eyvallah” genellikle kısa bir teşekkür olarak karşımıza çıkıyor. Ama bazen o kadar sıradanlaşmış bir hale geliyor ki, kimse gerçekten ne demek istediğini sorgulamıyor. Benim için ise durum biraz daha karmaşık. Çünkü bir şeyin anlamını anlamadan kullanmak… o kadar da hoş bir şey değil, değil mi?
Bir gün şöyle bir şey oldu:
Büşra: “Birader, sana çok teşekkür ederim.”
Ben: “Eyvallah, ne demek.”
Büşra: “Ya aslında, ben sana birkaç parça da ekledim ama… çok bozulma.”
Ben: “Eyvallah” (Ama içimden “acaba eklediği o parça neydi?” diye düşünüyordum.)
Bu kadar sıradanlaşmış bir kelime olmasına rağmen, bazen bana sanki bütün dünya “eyvallah” dedikçe anlamını kaybediyormuş gibi geliyor. Tabii, kimseyle fazla dert etmediğimizden… Ama ben düşünüyorum: Bazen, gerçekten bu kadar basit bir kelime üzerinden bir şeyleri irdelemek bile hayatı anlamak için yeterli olabilir.
Sonuç: Eyvallah, Hadi Güle Güle
Eyvallah, bir kelimeyi anlamlandırmak için gerçekten derinlemesine düşünmek bazen yorucu olabilir. Ama işte hayat, bu kadar ince ve komik bir şey. Bir kelime, içeriğiyle, geçmişiyle, anlamıyla insanın kafasında her zaman farklı duygular uyandırabiliyor. Hani derler ya: “Bir kelimeyle dünya değişir.” İşte o kelime de çoğu zaman “eyvallah” oluyor.
Yani, bir gün birisine “eyvallah” dediğinizde, belki de bir daha görüşmeyeceksinizdir, belki de bir ömür boyu sürecek bir dostluğun başlangıcıdır. Eyvallah, aslında daha çok bir “görüşürüz” ya da “hoşça kal” demek değil mi? Kısacası, her kelimeye anlam yüklemek… belki de bu kadar gereksiz değil.
Ama ne olursa olsun, bir şey biliyorum: Eyvallah, her zaman içten olmalı. Hatta birine “eyvallah” dediğinizde, asıl önemli olan, bunu içtenlikle söyleyebilmenizdir. Gerisi, küçük bir İzmir kahvesi kadar sohbet ederken kendiliğinden gelir.